TAŞ OCAKLARI ÇALIŞTAYINA KATKI KOYDUK

 

 

 


Yaşayan biz.

Kirleten, yok eden kim?

Koruyan Kim?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çağlayan G. : Çevre kirliliğinin sebepleri nelerdir?

S. Asım Vehbi:  Çevre kirliliğinin sebeplerinin en temel nedenleri insanlardır. İnsanların yaşadıkları yerlerde oluşturdukları atıklardır. İnşaatlar yapılırken çıkan molozlar, yaşadığımız evlerde oluşan katı ve sıvı atıklar, sanayi atıkları, fabrikaların bacalarından çıkan gazlar, kimyasal atıklar, tıbbi atıklar, arabaların egzozlarından çıkan duman. Bazı insanlar tarafından atıkların derelere dökülmesi. Kısacası insanın yarattığı her türlü atık çevre kirliliğine yol açar.

 

Çağlayan G. : Çevre sorunları ile ilgili ne gibi projeleriniz var?

Sn. Asım Vehbi: Her sorunun kendi içinde özellikleri var ve karşılaşılan her soruna yönelik ayrı ayrı projeler vardır. En önemli beş sorunumuzdan bahsede biliriz.

Katı Atık: Bunlar evlerden, inşaatlardan çıkan atıklar, çöpler, molozlardır. Bunlar çöplüklere dökülür. Katı atıkların yönetilmesiyle ilgili projemiz, çöplerin bir kısmının ayrıştırılarak yeniden kullanıma döndürülmesi, bir kısmının çürütülerek gübre haline getirilmesi, geri kalanının da gömülmesi şeklindedir.

Sıvı Atık: Fabrikalardan çıkan kirli atık suların, evlerden alınan kanalizasyon atıklarının bir yerde toplanarak arıtılması ve sulama için kullanılmasıyla ilgili bir projemiz vardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Lefke-Gemikonağı bölgesindeki CMC madeni: Öncelikli projemiz, madenin şu anki haliyle insan yaşamından tecrit edilmesidir. Çünkü halen madende siyanür ve arsenik içeren atıklar vardır. Oranın etrafını telledik ve oraya insan giriş çıkışını engelledik. Bundan sonra da yapacağımız, orada gerekli çalışmaları yaparak sorunu belirlemek ve orayı rehabilite edip insan kullanımına tekrar dönüştürmektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çağlayan G. : Teknecik Santraline yaptığımız bir gözlem gezisinde bacanın filtresiz olduğunu öğrendik. Bu konudaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

Sn. Asım Vehbi: Bu konuda çok sorunumuz var. Çünkü Teknecik Santralinde filtre yok. Filtrenin takılıp çalıştırılmasını istediğimiz zaman devlet bu kadar elektrik sorunu varken filtre için kaynak ayrılması halinde başka sorunlar çıkacağını belirtiyor ve bir seçim yapmak durumunda kalınıyor. Bir süre daha Teknecik Santrali filtresiz çalışacak. Teknecik Santraline yatırımlar yapılmaktadır. Birkaç yıl içinde elektrik sorununu çözeceğiz. Çözdükten sonra yapacağımız ilk iş de filtreyi almak olacaktır. Ama üzücüdür gerçekten hava kirliliği yaratıyor.

 

Çağlayan G. : Özellikle egzoz gazlarından ve kışın bacalardan çıkan dumanların  yarattığı kirliliğin ölçümleri yapılıyor mu? Bu konuda yasal düzenleme gerekir mi?

Sn. Asım Vehbi: Gerekli yasal düzenlemeyi yaptık. Önümüzdeki aylarda arabaların egzoz gazlarının ölçümleri yapılacak ve gereken cezalar verilecek. Ayrıca motorlu araç seyrüseferi  yenileneceğinde de ölçüm belgesi istenecek. Bir süre sonra araçlardan çıkan kirli havayı çok aza indirmiş olacağız. Hava kirliliği ölçümleri yapılmaktadır. Hava kirliliği açısından, dünya standartlarına baktığımızda ortalardayız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çağlayan G.: Zafer burnu’na elektrik götürmenin gelecekte yerleşmeye ve tesisleşmeye yol açacağını düşünüyoruz. Bu durum çevre sorunu ve çevre tahribatı yaratmayacak mı? Ne düşünüyor sunuz?

Sn. Asım Vehbi: Zafer Burnu ve Karpaz Bölgesi bizim için çok önemli. Bizim ülkemiz sanayi ile uğraşmıyor. İş imkânları sınırlıdır. Bizim para kazanma yolumuz servis sektörü diye adlandırdığımız turizmdir. Bunu yapabilmemeiz için de çevremizi çok iyi korumamız gerekmektedir. Girne ve İskele bölgesi bu konuda çok kötü örnektirler. Yeterli planlama yapılmamış, yeterli planlama yapılmamış ve süratle inşaatlar yapılmış. Elimizde koruyacağımız bir Karpaz Bölgesi kaldı. Ormanlık arazi bakımından zengin ve tarihi bir bölgedir. Şanslıyız çünkü bugüne kadar herhangi bir yasal tedbir alınmamasına rağmen Karpaz Bölgesi doğallığını korumuştur.

Karpazda yaşayan insanları 2000’li yıllarda elektriksiz bırakmak haksızlıktır. Oraya elektrik götürüp yerleşime açılmasını sağlamak bizim görevimizdir. Ancak doğallığı korumak da bizim görevimizdir. Karpaz Bölgesi’nde bazı yerleri koruma alanı ilan ettik. Yasalar hazırladık. Bölgede yapılaşma izni verilmeyecek. Şu anda bölgede yapılan bazı yapılar izinsiz olarak yapılmıştır.

 

Çağlayan G. : Ada ülkesi olmamızın getirdiği dezavantaj olan su sıkıntısına nasıl bir çözüm düşünüyor sunuz?

Sn. Asım Vehbi: Atık sularımızı tekrar arıtarak kullanmak zorundayız. Projelerimizi tamamladık. Önümüzdeki 3-4 yıl içerisinde büyük kentlerimizde kanalizasyonlar tamamlanacak. Her şehirde arıtma tesisleri kurulacak. Böylece yer altındaki sularımızı daha az kullanacağız. Sahillere suyu arıtma tesisleri kurulacak. Şu anda Bafra Körfezi’ne yapılan tesisi teslim almak üzereyiz. İleride bunları çoğaltacağız ve yer altı sularını kullanmayı azaltacağız.

Türkiye’den su getirilmesi projesi ise en önemli projemizdir.

 

Çağlayan G.: “Damlaya damlaya yok olur” sloganı ile başlattığınız proje sizce amaca ulaştı mı? Ne gibi katkıları görüldü?

Sn. Asım Vehbi: Çok olumlu bir geri dönüş aldık. Seminerlerin bir kısmına ben de katıldım. Bir bilinç oluştuğunu gözlemledim. Bu çalışmayı her yıl yapmalıyız ki yaşam şekline dönüştürebilelim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kıbrıs Çöl Olmasın!...

   “Kıbrıs çöl olmasın” dedik ve  Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Sn. Asım Vehbi’den güzel ülkemizin çevre sorunlarıyla ilgili bilgiler almaya çalıştık.

 

Çağlayan G.: Bakanlığınızın görev ve yetkilerinden bahseder misiniz?

Sn. Asım Vehbi: Sürdürülebilir bir çevrenin yönetimini oluşturmak ve yapmak. Çevre stratejilerini belirlemek, çevre sorunlarının çözülmesine öncülük etmek, insanların çevre bilincini geliştirmek bakanlığımızın en önemli görevleridir.

 

 

Su Kaynakları: Adamızda kullanma suyunu yer altı su kaynaklarımızdan, devamlı kuyu kazarak elde ediyoruz. Her bölgede arıtma tesisleri olmadığı için yavaş yavaş kirli suların toprağa karışmasıyla su kaynaklarımız kirlenmeye başlamıştır. Kirli suları arıtıp kullandığımız zaman su kaynaklarımız daha az kullanıp onları beslemiş olacağız. Deniz suyunu arıtma çalışmalarımız vardır. Deniz içinden aldığımız tuzlu suyu arıtarak temiz su olarak kullanılmasını sağlayacağız.

Ağaçlandırma: gelişmiş ülkelere göre ülkemizde orman arazileri olması gerekenden çok azdır. Bu alanları artırmalıyız ki ormanın, ağaçların faydalarından yararlanabilelim. Önümüzdeki üç yıl içinde 20 milyon fidan dikmeyi planlıyoruz. T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ile işbirliği yaparak bunun hazırlıklarına başladık. Önümüzdeki yıl 4 milyon ve daha sonraki iki yıl içerisinde sekizer milyon fidan dikilecek.

Çağlayan G.: CMC’nin yarattığı çevre tehdidi ne boyuttadır?

Sn. Asım Vehbi: CMC çok ciddi bir tehdittir. Çünkü CMC içerisinde tehlikeli atıklar vardır. Zaman zaman fazla yağan yağmurlar, tedbir alınmasına rağmen,  oradaki atıkları suya karıştırıp reaksiyona girmesine neden oluyor. Bu tehlikeli  atıklar, suyla veya havayla karışıp çevreye zarar veriyor. 32 yılın birikimi olan bu atıklar toprağa da  karışmaktadır.

Çağlayan G. :Okullar arası çevre bilincini artırmak için çeşitli kuruluşlarca çevre düzenleme yarışmaları düzenleniyordu. Böyle bir etkinliğin bakanlığınız tarafından da tekrarlanması gündemde mi?

Sn. Asım Vehbi: Gündemimizde yoktu ama böyle bir çalışma yapabiliriz.

 

Çağlayan G. : Çevre örgütleri ile birlikte yapmayı planladığınız ortak projeleriniz var mı?

Sn. Asım Vehbi: Dünyada Gren Peace gibi çevre örgütleri olduğu gibi bizim ülkemizde de  bir takım örgütlenmeler vardır. Bu örgütlerle çok iyi diyalog içerisindeyiz. Hiç kimseni tek başına , en iyiyi yapabileceğine inanmıyorum. Onlarla çeşitli konuları tartışıyoruz, herkesin fikrini alıyoruz ve çoğu zaman da kararları birlikte veriyoruz. Zaman zaman hükümetler onlarla uyuşmayan kararlar da alabilmektedir. Bu da mümkündür.

Çağlayan G.: Taş ocaklarının yarattığı çevre tahribatını önlemek için ne gibi önlemler almakta sınız?

Sn. Asım Vehbi: Beşparmak Dağları, doğal ve korunması gereken bir zenginliğimizdir  Görünürde önemli bir görsel kirlilik yaratıyorlar ama verdikleri zarar bu kadar değil. Beşparmak Dağları altında büyük su yatakları vardır. Patlatmalar kontrol dışı yapıldıkça bu su yataklarına zarar verilmektedir. Patlamaları denetim altına aldık. Patlatmalar, patlatma müfettişleri ve polis kontrolünde yapılmaktadır. Ayrıca Meteoroloji Dairesi de patlatmaların şiddetini ölçmektedir.

Bir dönem taş ocakları çok fazla üretip yurt dışına ucuza satış yapıyorlardı. Şimdi kum ve çakılın yurt dışına satışı yasaklandı. Çıkan toz çevreye zarar veriyordu. Sulama tesisleri kurdurduk. Toz yükseldikçe su tozu oturtuyor.

 

Taş ocaklarında artık “teraslama” yöntemini kullanıyor. Bu yöntemde taşlar, basamak basamak çıkarılıyor. Bir basamak tamamlandığında o bölüme ağaç dikilecek ve böylece görsel kirlilik ortadan kaldırılacak. Buna uymayanlara ağır cezalar uygulanacak.

Okulumuz 5. sınıf öğrencilerinin çevremiz ve kültürümüzle ilgili olarak yapmış oldukları afiş çalışmalarından örnekler.

Bahsettiğimiz tüm sorunları çözmemiz, parasal kaynağa dayanmaktadır. İnsanları bilinçlendirmek ise yarı yolu kat etmek demektir.

Text Box: HABERLER